DVD GENEL
YAPISI
Bir DVD sadece ses ve
görüntü değil aynı zamanda kullanım konusunda da kullanıcısına daha
fazla imkanlar sunabilir.
Halen evlerimizin çoğunda diyemesek de, çok büyük bir kesiminde sehpa
raflarına yerleşen DVD oynatıcıların nasıl çalıştığını hiç merak ettiniz
mi? İşte bu ay konu üzerine biraz eğilelim dedik ve bildiklerimizden
size bir dosya hazırladık. Aklınıza gelebilecek soruları kaydedip sonra
da cevapladık. Ama ayrıntılarına kadar DVD oynatıcıyı tanımadan önce,
DVD disklerin nasıl bir şey olduklarını tanımak daha faydalı olacak.

DVD Sadece Film İçin midir?
Hayır. Örneğin DVD-ROM’lar sürücüsü olan bilgisayarlarımızda CD gibi
kullanabildiğimiz bilgi saklama üniteleridir. Diğer yanda DVD ortamından
yararlanan diğer bir format da DVD-Audio’dur. Çok yüksek ses kalitesinin
hedeflendiği DVD-Audio da yine DVD disk üzerine kendine özel biçimde
(formatta) yazılmış olan ses bilgilerini içerir. Diğer yanda PlayStation
2 oyunları da DVD diskler üzerine kaydedilmektedir. Bu yüzden DVD-ROM
sürücüler tarafından okunabilir, ancak çalıştırılamazlar.
Dolayısıyla DVD’lerin geniş bilgi depolanabilen fiziki yapısı üzerine
çeşitli türden bilgiler yazdırılarak ilgili cihazlarda okutulabilir. Bu
fiziki yapı bir CD’ninkinden farksız olmasına rağmen içerdiği çukur ve
tepeciklerin çok daha küçük olması sayesinde birkaç kat daha fazla bilgi
depolanabilmesini mümkün kılar.
DVD Disk Formatları ve Kapasiteleri
Format Kapasite Yaklaşık Video Kapasitesi
Tek yüzlü / Tek Katman 4,38 GB 2 saat
Tek yüzlü / Çift Katman 7,95 GB 4 saat
Çift Yüzlü / Tek Katman 8,75 GB 4,5 saat
Çift Yüzlü / Çift Katman 15,9 GB 8 saatten fazla
DVD Diskler Nasıl Okunur?
DVD çukurları daha küçük olduğundan daha net odaklanma gerektirir. Lazer
ışının yüzeyden yansımasıyla yapılan ‘okuma’ işlemi, diskin içeriğini
DVD oynatıcıya aktarır. Ama DVD oynatıcılar CD’leri (hatta çoğu kopya
CD’leri) de okuyabilir. Çünkü her iki disk için de kullanılabilen farklı
lazer genişlikleri arasında geçiş yapabilirler. Günümüzdeki bazı DVD
oynatıcı modelleri ise MP3 CD’lerini çalma ve JPEG formatında kaydedilen
fotoğrafları ekrana taşıma imkanı sağlamaktadır. CD’ler için 780
nanometre (bir metrenin milyarda biri) genişliğinde lazer kullanan
oynatıcı, DVD’leri okumak için 650 nanometre (nm) genişliğinde lazer
kullanır. Bunun sebebi, DVD’nin çukurlarının daha dar olmasıdır. Örneğin
bir CD’nin track (iz) genişliği 1600nm, DVD’nin ise 740nm’dir.

DVD ile CD Arasındaki Diğer Farklar Nelerdir?
Bir CD’den yaklaşık 7 kat daha fazla bilgi taşıyabilen DVD’ler, görüntü
sıkıştırması da kullanarak 133 dakikalık, geniş ekran (16:9) veya
standart (4:3) boyutlarda görüntü taşıyabilir. MPEG-2 olarak
adlandırılan bu sıkıştırma, VCD’lerde kullanılan MPEG-1’e göre çok daha
yüksek kalitededir. Kaldı ki bunların yanı sıra bir DVD’ye her kanalı
ayrı ayrı kaydedilmiş (5.1 veya 7.1 gibi) ses bilgisi de eklemek
mümkündür. Bunların da belli kodlama/sıkıştırma formatıyla daha az yer
kaplamaları sağlanır (Dolby Digital 5.1, DTS veya THX Surround gibi).
Bir DVD sadece ses ve görüntü değil aynı zamanda kullanım konusunda da
kullanıcısına daha fazla imkanlar sunabilir. İstenen dilde altyazı
seçeneği, belli sahnelerden başlama, ek görüntüleri (filmden çıkartılmış
sahneler veya kamera arkası, vb.) izleyebilme gibi özellikleri günümüzde
çoğu DVD’de bulunmaktadır. Kaldı ki Türkçe altyazılar ülkemize gelen
neredeyse bugün neredeyse tüm DVD’lerde artık mutlaka yer almakta,
Türkçe dublajlar da disk içerisine konulabilmektedir.
Fiziksel farklar arasında bir de DVD’nin katmanlı yapısı vardır. Bir CD
sadece tek bir yüzey barındırır ve bilgi sadece bu yüzeyden okunur. Oysa
DVD’ler alt alta iki katman bulundurarak kapasitelerini ikiye
katlamışlardır. DVD oynatıcı bir yerden sonra alttaki katmadaki
bilgileri okumak üzere ışını bu kısma yöneltebilir.
DVD diskin yüzeyi de CD’ninki gibi tepe ve çukurlarla kaplıdır. Aradaki
tek fark DVD’nin çukurlarının daha küçük olması. (Laboratuarda DVD
hazırlanışı sırasında bilgisayar destekli görüntüleme sistemi)
Kısa Kısa…
▪ Dünyadaki ilk DVD oynatıcı 1997’nin Mart ayında piyasaya tanıtıldı. O
yılın Mart ayından bu yana dünya çapında 10.000.000 adedin üzerinde DVD
oynatıcı satıldı.
▪ DVD’lerin nazik bildiğimiz yapılarına rağmen bir DVD -dış etkenler
hariç- milyonlarca kez izlenebilir (belki de milyarlarca; hiç denenmedi)
ve her seferinde aynı kalitede ses ve görüntü verir.
▪ İleri/geri sarma beklemesi DVD’lerde olmadığı gibi, hızlı veya yavaş
ileri/geri oynatımlar sırasında görüntü kalitesi değişmez.
▪ Eğer DVD görüntüsü sıkıştırma kullanılmadan kaydedilseydi, normal
telefon hattı üzerinden bu görüntüyü indirmek bir yıldan uzun sürerdi
(50GB’dan fazla)
▪ Bir DVD’nin izlerini (track) portakal soyar gibi açıp, 1600nm’lik bir
iplik yapsaydık, tek bir diskten elde edilen süper-ince iplik, ay ve
dünya arasındaki mesafenin birkaç bin katı uzunlukta olurdu
(görünmeyecek kadar ince olurdu, o ayrı).

DVD okuyucunun lazer gözü disk üzerinde dışa doğru bir spiral çizerek
bilgiyi okur. Bu nedenle diskinizdeki görüntülerin daha başında bir
problem varsa, ortaya yakın kenarlara bakmanız önerilir.
DVD Oynatıcı Nedir? Nasıl Çalışır?
Aslında DVD oynatıcının çalışma prensibi CD oynatıcıdan çok farklı
değildir. Genel olarak ışını veren bir lazer kaynağı ve yansımasını
takip eden bir de göze sahip mercek-alıcı
ikilisinden oluşan ‘okuma kafası’ bulunur. Disk yüzeyindeki
girinti/çıkıntılara göre 1 veya 0 bilgisini alan okuma kafası, bu
dijital bilgiyi, D/A (Dijitalden Analoga) Çevirici’ye aktarır. Bu sayede
artık sinyal analog olarak yoluna devam eder. DVD oynatıcı veya CD çalar
satın alırken ses kalitesi genellikle buradaki D/A çeviriciye bağlı
olduğundan 24-bit/96kHz gibi standartlara veya daha yüksek bir D/A
çevrim kalitesi sunan 24-bit/192kHz özelliğine dikkat etmek, hassas
kulaklar için faydalı olacaktır.
Analoga dönüştürülen sesin biraz da yükseltilmeye ihtiyacı bulunuyor.
Ama bu yükseltme sesin hoparlörlere gönderilmesi için değil. ‘Line
Seviyesi’ olarak bildiğimiz ve RCA uçlu Üç farklı DVD formatı ve katman
yerleşimleri kablolarla taşınabilecek seviyeye kadar ufak bir yükseltme
yine DVD oynatıcı içerisinde gerçekleştirilir.
Aynı D/A dönüşüm ve yükseltme işlemleri, video sinyalleri için de
gerçekleştirilir. Böylece composite, S-Video veya component uçlardan
aldığınız görüntü sinyalleri ekrana aktarılabilir hale getirmiş oluruz.
Peki ya Dijital Ses?
Optik veya koaksiyel bağlantıyla aldığımız dijital ses yukarıda
belirttiğimiz D/A çeviriciye girmeden önce alınarak çıkışa veriliyor.
Böylece hassas dijital sinyaller, kendilerine ayrılan özel çıkışlardan
A/V receiver’ınıza iletilebiliyor.
Sonuçta burada giden dijital sinyal çok yüksek derecede bilgi
içerdiğinden ve birden fazla kanalı aynı anda tek bir sinyalde
taşıdığından önceden hazırlanmış kodlama teknikleri ile sıkıştırılarak
aktarılıyor. Aslında adlarına aşina olduğumuz; Dolby Digital 5.1 ve DTS
gibi formatlar da zaten bu kodlama teknikleri. Böylece hiçbir özelliğine
dokunulmadan A/V receiver’a aktarılan dijital bilgi, orada decode (kodu
açma) işleminden geçirilerek yükseltilip hoparlörlere taşınıyor.